Görüntülenme: 11600

Rate this post

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Türk avukatın örnek başarı öyküsü Time dergisinde ( Famile Arslan )

 12 Şubat 2008  Hollanda'daki Türkler

“Stratejik düşünürseniz, Avrupalı bir Müslüman olmak için mükemmel bir zaman” şeklinde konuşan Türk avukat, önyargıların kırılması konusunda da iyimser olduğunu ifade etti.

İşgalci ABD’nin Irak ve Afganistan’da başlattığı işgal ve savaşın, Avrupa’daki hükümetler ve Müslüman halkları arasındaki bağları kopardığını ve ‘İslamafobi’ kavramının yükselişe geçtiğini belirtiyor, yazar. İki tarafın da ‘radikalist’ cephelerinin medyayı ve hükümet politikalarını olumsuz yönde etkilediği belirtilen makalede, bir taraftan Müslümanlar korkulan bir azınlık olarak görülmeye başlansa da, diğer taraftan eğitimli orta sınıf Avrupalı Müslümanlar için bu sürecin faydalı olduğu savunuluyor.

Famile Arslan, ilk işe başladığında resepsiyon memurunun kendisine tuvaleti göstererek, “Temizlik malzemeleri şurada” dediğinde, kendisinin de cevaben “Hayır, ben temizlikçi değilim. Avukatım,” dediğini belirtiyor. O resepsiyon memurunun dürüstçe yaptığı yorumda, Arslan’ın Hollanda’da başörtüsü takan ilk avukat olması hasebiyle tarih yazdığını söylüyor.
O günden bu yana on yıl geçti ve Famile Arslan, Müslüman bir başörtülü olarak Hollanda’nın üçüncü büyük şehri Lahey’de kendine ait bir büroda, yine kendisi gibi örtülü asistanının da yardımıyla avukatlık yapıyor. “İnsanlar bana sürekli ne kadar başarılı olduğumu söyleyip duruyor. Ama ben kendimi o kadar başarılı bulmuyorum. Ben bir başörtülü göçmen değilim. Onların durumu daha zor,” diyen Famile Arslan, işin sırrının siyasete ve kutuplaşmalara kapılmayıp gayretle çalışmada yattığını belirtiyor.

Avrupa’da ‘onlar ve biz’ diye ayrım yapılmaksızın dayanışma içerisinde olmadıkça dünya toplumunun ilerleyemeyeceğini savunan Arslan, Avrupa toplumunun Müslümanları dışladığı fikrine tam olarak katılmadığını belirtiyor. Buna karşın Uluslararası İslami Araştırmalar Enstitüsü’nde antropolog olan Martin de Koning ise, kendi iş alanlarında başarılı olan Hollanda’daki eğitimli Müslümanların da ‘ne yaparlarsa yapsınlar, Hollandalı olamayacakları’nı düşündüklerini söylüyor.
Makalenin yazarı Carla Power, 11 Eylül’ün Müslümanlar için hem iyi hem de kötü bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek, “Kötü yanı, 11 Eylül’ün ardından artan ‘İslamofobia’ vakaları. İyi yanı ise, Avrupa’da yaşayan Müslüman orta sınıfın yükselmesi” ifadelerine yer verdi. Haberde, Avrupa’daki yeni yetenek arayışının da Müslümanlar için bir fırsat oluşturduğu belirtildi.

EMRE MİYASOĞLU

—————————————

Famile Arslan Başörtüsü İle Avukatlık Yemini Etti….
Tarih: 6.09.2002 yorum eklemek için tıklayınFamile Arslan, Hollanda’da yaşayan 300 bin vatandaşımızdan biri. Geçtiğimiz günlerde, Hollanda gündemini işgal eden başarının yanı sıra, başörtüsü ile de gündeme geldi. Başta Algemeen Dagblad ve De Telegraaf gazeteleri manşetlerinde Famile Arslan hakkında yazılara yer verdiler. Avukatlığa, Adalet Bakanlığı’ndaki 5 yıllık görevinden sonra gerekli tecrübeyi kazanmış olarak başlayan Famile Arslan, mart ayından beri 6 aydır Lucardie Avukatlık bürosunda çalışıyor. Göreve başlarken Baroya ve Adalet Divanı’na başörtülü olarak görev yapacağını bildiren Famile Arslan, bu duruma kanuni bir engel olup olmadığını sorar. Ellerinde benzer örnek olmadığını söyleyen Lahey Adalet Divanı, kendisine; başörtülü olarak yemin etmesinde bir sakınca olmadığını tebliğ eder.

Lahey Adalet Sarayı’nda yapılan 20 avukatın yemin töreninde, adayların yakınları ile birlikte yüze yakın kişinin yanı sıra çok sayıda Türk ve Hollanda’lı basın mensubu katıldı. Lahey Adalet Sarayı Baş hakimi J. Sentrop’un başkanlığında yapılan törende, Hakim J. Sentrop uzun bir konuşma yaptı. İstediğiniz Şekilde Örtünebilirsiniz Baş hakim J. Sentrop konuşmasında şunlara değindi. Buraya, avukat adayı 20 Hukukçunun yemin töreni için toplandık. Ancak bu günün bir ayrıcalığı daha var. Bugün ilk defa tesettürlü bir Müslüman bayan ant içecek. İlk olarak, F. Arslan’ı ve ailesini kutluyoruz. Famile Arslan iki hafta önce bizi aradı ve kendisinin tesettürlü olduğunu söyledi. Bu konuda bir tüzüğümüzün olup olmadığını sordu.

Ben Lahey Adalet Sarayı Başkanı mr. Hofhuis ile görüştüm ve Famile hanıma; “Bu konuda herhangi bir yönetmelik yoktur, siz istediğiniz şekilde başınızı örtebilirsiniz, bizce bir sakınca veya engel söz konusu değildir. Siz ant törenine tesettürlü olarak da gelebilirsiniz. Bizi arayıp ve sormanız çok güzel bir davranış bu nezaketinizden dolayı sizi kutluyorum.” şeklinde cevap verdim. Famile Arslan’ın basına verdiği demeçlerinde söylediği gibi, başörtüsü sadece bir bez parçasıdır. Örtünen bir avukatın diğer avukatlardan bir farkı yoktur. Her avukat gibi herhangi davayı ele alır ve başarılı olmaya çalışır. F. Arslan ve bugün burada bulunan arkadaşların iyi çalışacağına inanıyoruz.

Aramıza hoş geldiniz
Baş hakim J. Sentrop konuşmasının sonunda, asıl meselenin; artık yabancı kökenli Hollandalıların, özellikle de bayanların avukatlık gibi mesleklere girmesine tanık olduklarını, bu olayın kendilerini çok sevindirdiğini vurguladı.

Hiçbir Siyasi Bağım Yok
Düzenlenen törende yeni avukatlar, alfabetik sıraya göre yemin ettiler. Törenin ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Famile Arslan, “Direkt olarak herhangi bir siyasi partiye bağlı mısınız?” sorusuna “Kesinlikle böyle bir siyasi kimliğim yok. Sadece inancımdan dolayı başörtüsünü taktım ve takmaya devam edeceğim. Bakmış olduğum 150 davadan sadece elliye yakını Müslüman kişilerinden oluşuyor. Davalarına baktığım Hollandalılar kesinlikle başörtümü mesele yapmıyorlar.” şeklinde cevap verdi.

Lahey’deki Lucardie Avukatlık bürosu sahibi Hollandalı avukat Christiene Lucardie de, Famile Asrlan’ın çok iyi bir iş arkadaşı olduğunu çok tecrübeli ve iyi bir kişiliğe sahip olduğunu, bundan da çok memnun olduklarını söyledi. Bayan Arslan’ı işe alırken başörtüsüne hiç bakmadığını, bunun kendisi için önemli olmadığını belirten bayan Lucardie, sözlerini “Biz kişinin işine bakarız, dış görüntüsü bizi ilgilendirmez. Aslında başörtülü bayanlarda büyük bir potansiyel var. Fakat işverenler dış görünüşe aldanıp bu kapasiteli insanları toplumun yararına kullanamıyorlar.” şeklinde tamamladı.

——————————–

Türkiye’de başörtüsü tartışmaları sürerken Time Dergisi, Avrupa’daki başarılı Müslümanlara örnek olarak Hollanda’nın ilk başörtülü avukatını kapak yaptı.

Amerika’nın ünlü dergisi, son sayısında mercek altına aldığı Avrupalı genç Müslümanlarla ilgili kapak dosyasında Hollanda’nın ilk başörtülü avukatı Famile Arslan’a da geniş yer verdi. Avrupa ülkelerinde ikamet eden Müslümanların birçok alanda yükselişe geçtiği gibi bu kesime ait eğitimli genç sayısının da arttığına dikkat çekilen dosyada, bu duruma örnek olarak ise Hollanda’da avukatlık yapan Famile Arslan veriliyor.

Başörtülü ve yabancı kökenli biri olarak eğitim hayatı boyunca geçirdiği zorlukları ve aşamaları anlatan Famile Arslan’a göre, aslında Müslümanlar için Avrupa’da olumsuz bir ortam olmasına rağmen bunun avantaja çevrilme ihtimali de mevcut. Avrupa’da gündemden düşmeyen yabancı ve Müslümanlarla ilgili dile getirilen eleştiriler konusunda gazetemize değerlendirmede bulunan Arslan, “Ben de hem eğitim hayatımda hem de şimdi başörtülü, Müslüman ve yabancı kökenli olmamdan dolayı kimi zorluk ve önyargılara maruz kalmıyor değilim; ama sürekli bu olumsuzlukları olumluya çevirme gayreti gösteriyorum. Herkese tavsiyem de bu. Bunu yapmak belki zor; ama imkansız değil.” dedi.

Avrupa’da veya Hollanda’da başörtülü, yabancı ve Müslüman bir kişinin kariyer yapmasının diğerlerine oranla daha zor olduğuna da değinen Arslan; bu durumun kimi zaman da kendisine yol açıcılık yaptığını dile getirdi. Bundan beş altı yıl önce Hollanda’nın ilk türbanlı avukatı olarak çalışmaya başlamasının birçok insanı motive ettiğini de kaydeden Arslan şöyle konuştu: “Oysa benim yaptığım büyük bir başarı değildi. Çünkü sonuçta Hollanda’da bir avukatsın. Bir özelliğin yok. Kaldı ki kendini bu konuma koyduğun zaman zorlukları dahi olur. Ama başkalarına yol açmak gerektiğine inandığım için bunu yaptım. Zaten olumsuzu olumluya çevirelim derken kastettiğim de bu.”

Başörtüsüyle mesleğini icra etmenin kendisine huzur verdiğini dile getiren Arslan, “Başörtümü çıkarsaydım belki de daha fazla başarılı olurdum; ama o zaman da huzurum olmazdı. Yani başörtüm olmasaydı veya çıkarsaydım tüm kapılar bana açılabilirdi; ama sorunlar çözülmezdi. Oysa örtümle işimi yapıyor olmam birçok gence örnek oluyor. Çok şükür benden sonra mesleğini icra edenlerin sayısı arttı.” dedi.

Avrupa’da fikir özgürlüğünün yanı sıra çifte standardın da hakim olduğunu belirten Famile Arslan, bu yüzden çoğu ülkede yabancıların hak isteme taleplerinin görmezden gelindiğini söyledi. Arslan, özellikle Hollanda’da Geert Wilders’ın çektiği ve Kur’an-ı Kerim’i karalayan filmle bağlantılı olarak tartışma konusu yapılan Müslümanlar ve İslam dini ile ilgili gelişmeler konusunda ise şunları söyledi: “Fikir özgürlüğü herkes için geçerli olmalı. Wilders söylediği zaman saygı gösterelim tamam; ama yabancı veya Müslümanlarınkine de saygı gösterilmeli. Oysa bu yapılmıyor. Bu konuda çifte standart var. Ama bu olumsuzluğa rağmen birçok başarıya da imza atmıyor değiliz. Bu olumsuzluk bizi ve dolayısıyla dinimizi tanıtmaya vesile olur.”

Anayasal çerçevede çözülmek istenen Türkiye’deki başörtüsü yasağına ilişkin değerlendirmede bulunan Famile Arslan, kadınların öğrenim haklarının her ne şekilde olursa olsun engellenmek istenmesinin korkunç bir şey olduğunu dile getirdi. Hollanda’nın da Türkiye gibi laik bir ülke olduğunu; ama buradaki laiklik anlayışının yasaklar üzerine inşa edilmediğini de belirtti.

ZAMAN



Etiketler: , , ,

Yorumlar: Yorum (0) |