Görüntülenme: 111.310

Rate this post

“Nebahat Albayrak, Hollanda’da devlet bakanı oldu” için 6 cevap

  1. ud dedi ki:

    Butun zorluklara ragmen
    Buyuk basari…

    Hollandadaki turkler icin buyuk bir atilim

  2. Cansu dedi ki:

    Kendisini kutluyorum. Bizim böyle kisileri örnek almamiz lazim.

  3. ser dedi ki:

    Yabanci asili birine bu gorev verilecektir ve bu da ona dusmus.(Piyango bir baskasina da vurabilirdi). Bu kadar basit… Hollanda da Turkler adina ne yapmis bir soylesin. Ustelik bulundugu makam yabacilar ile ilgili bakanlik. Kistlamalardan basak bir sey yok. Birakin lutfen… Komik bir durum. Burada tercuman olmus kisileri bir gorseniz Tr de cobanlik vermezsiniz. Adamlar Trukce bilmiyor nasil tercuman olmuslarsa… Bizimki! si de ona benzer…

  4. murat çelik dedi ki:

    öncelikle hollanda da Türk bir bakanın olması onur verici.ancak mahkumların başka bir ülkede istihdamı maalesef bana göre yanlış bir adım.Türkiye Aprupa komisyonu tarafından bu konuda eleştirilirken,bir mahkumun sürgüne gönderilmesi hiç hoş bir şey değil.Ben Türkiye de görev yapan bir öğretmenim,Burada mahkumları mesleki kurslar ile hayata bağlamayı ve bir işe yaradıkları duygusunu vermeyi başarıyoruz.Sayın Bakanımız Nebahat hanımın yaptığı pratikte kolay ama hümanistçe değil.
    Oysa mahkumların suç işleme nedenlerine bakılarak bir sınıflandırma yapılması ve topluma kazandırılabilir veya kontrol edilebilir veya edilemez şeklinde bir ayırt etme sürecinden sonra.mahkumları kendi ülkelerinde topluma kazandırılabilir.
    cezanın ağırlığı suça teşviki daha da artırır.ve bu mahkumlar aileleriyle beraber ceza çekiyorlar.yeni doğan bir mahkum çocuğunun,veya oğlu-kızı işe girecek bir mahkumun aldığı ceza acaba sadece kendisini mi etkiliyor.bu mahkumların çoğunun problemi toplum dışına itilmeleri,bizim yaptığımız tespitler onlara ihtiyacı olan insanlarında cezalandırıldığı ve hayata böyle bakmaları gerektiğini mahkumiyetin ailece çekildiğini hissettirebilmektir.örneğin:hırsızlık yapan bir mahkumun hırsızlığı yapma gerekçesini ortadan kaldırmak için ona koruma görevi verilsin uygun bir maaş bağlansın.biz bunu denedik aileleri en büyük denetçileri oldular.\\\’\\\’GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER\\\’\\\’bu bir slogandır.En büyük bekçi insanın içindeki manevi değeridir,onu alırsanız geriye bir suç makinası kalır.\\\’\\\’benlik ve kişilik ouşumu ilk 6 yaşına kadar olur.ondan sonra kişilik şekillenir.Önemli olan insanın içinde kalan insancıl dürtüyü ortaya çıkarabilmektir.:“İnsan, insan olarak doğmaz, oluşturulur,\\" der Erasmus.

    İnsan nerede oluşturulur?
    İçine doğduğu ailede.
    Aile nerede oluşturulur?
    O toplumun kültürü içinde.

    Bir toplumda “korku kültürü” egemense insan, insan olma sürecini tamamlayamaz. “İnsanmış gibi” görünür, ama gerçek insan olamamıştır
    KISADAN BİR HİKAYEYLE CÜMLELERİMİ BİTİRMEK İSTİYORUM.BU KONUDA İSTENİRSE BAŞARIYA ULAŞILIR VE ULAŞILMAK ZORUNDA.ÇÜNKÜ NAMUSUYLA YAŞAMAYA ÇALIŞAN İNSANLARIN,SUÇ İŞLEMEYE HAZIR İNSANLARLR AYNI TOPLUMDA TECRİT EDEREK DAHA NE KADAR TUTABİLİRSİNİZ.BU KONUDA YARDIM İSTER VE BENİM YAPABİLECEĞİME İNANCINIZ OLUŞURSA BEN BU İNSANLARI HÜMANİSTÇE TOPLUMA KAZANDIRABİLİRİM.YAKLAŞIK 100 KİŞİLİK BİR EKİP KURARAK.BU İMKANI SAĞLARSANIZ GÖRÜRSÜNÜZ.DÜNYANIN NERESİNDE OLUSANIZ OLUN ONLARDA BİR MAHKUM OLMADAN ÖNCE ANNELERİNİN BİRİCİK ÇOCUKLARIYDI.İŞTE AVRUPA BU GÜN AFRİKADAN.HİNDİSTANA KADAR SÖMÜRDÜĞÜ TOPRAKLARDAKİ İNSANLARIN KAYNAKLARINI KENDİ VATANDAŞLARI İÇİN KULLANDI AMA KENDİ VATANDAŞLARI O ÜLKENİN BAŞ BELASI OLDU.DÜN EKTİKLERİNİ BUGÜN BİÇİYORLAR.BÜTÜN SÖMÜRGE ÜLKELERİ SÖMÜRDÜKLERİ ÜLKELERİN İNSANLARINDAN ÖZÜR DİLEMELİ VE HAKLARINI VERMELİLER.YOKSA SAVAŞLAR VE SUÇLAR BİTMEYECEKTİR.TANRI NIN ADALETİNDEN KİMSE KAÇAMAZ.SAYGILARIMLA SAYIN BAKANIM…

    BİR CİNAYETİN ANATOMİSİ VE ÇÖZÜM ÖRNEĞİ:

    Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.

    Raskolnikov 1.5 Rubleyi aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya” diye düşünmekten kendini almamıştı. Raskolnikov Marmeladov ‘un evine gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki 20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi. Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup. Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60 mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok özlediğini yazıyordu.

    Raskolnikov “Bu evlilik olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat 7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.

    Tefeci kadının evine girdi ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü. Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir yerde saklamayı ihmal etmedi.

    “2 gün geçti hala uyanmadı” diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu, endişelendiğini hiç hissettirmedi.

    Ertesi gün eve geldiğinde annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde, Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.

    Bay Marmeledov’un cenazesi için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti. Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya çalışarak geçirdi vaktini.

    Polis memuru porifiri Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu. Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini” istiyordu.

    Sonuç olarak Raskolnikov vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı. Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını beraber hayal etmeye başladılar.
    MURAT ÇELİK
    ÖĞRETMEN
    +90 531 3476882
    DÜZCE/TURKEY

  5. hamid dedi ki:

    turkler icin ne yapmis bu arkadas,sadece 1cumlu istiyorum,turkler icin ne yapmis

  6. Güray DİNMEZSU dedi ki:

    Nebahat Hn. e-mail bilgilerini rica edecektim.

    GSM 0535 347 90 93
    http://www.emlakBuy.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Nebahat Albayrak, Hollanda’da devlet bakanı oldu

 17 Mayıs 2007  Hollanda'daki Türkler


Dün gece yarısına doğru açıklanan yeni görev dağılımında, bakanlıklar, koalisyonu oluşturan üç parti arasında, Hristiyan Demokrat Parti (CDA) 8, İşçi Partisi (PVDA) 6 ve Hristiyan Birlik (CU) 2 olarak paylaşıldı. İşçi Partisi lideri Wouter Bos Maliye Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığını üstlenirken, koalisyonun küçük ortağı Hristiyan Birlik lideri Andre Rouvoet da Gençlik ve Aile Bakanı ve başbakan yardımcısı oldu.

Yeni kabinede, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Dışişleri, Sağlık ve Spor, Adalet, Ulaştırma, Tarım ve Ekonomi bakanlıkları Hristiyan Demokrat Parti’de kaldı. İşçi Partisi ise İçişleri, Eğitim ve Bilim, Konut, Entegrasyon ve Semt Yenileme ve Kalkınma ve İşbirliği bakanlıklarını aldı. Hristiyan Birlik ise Aile ve Gençlik Bakanlığının yanı sıra Savunma Bakanlığını üstlendi.

Dördüncü Balkenende Hükümeti’nde başbakanla birlikte toplam 16 bakan ve 11 Devlet Sekreteri bulunuyor. Devlet sekreterleri de kabinede bakan konumunda yer alıyor ve görev alanıyla ilgili konularda bakan yetkilerini taşıyor.

-ALBAYRAK BİR İLK-

Adalet Bakanlığı Devlet Sekreterliği’ne atanan Nebahat Albayrak 22 Kasım seçimlerinde Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nden üçüncü defa milletvekili olarak parlamentoya girdi. Listenin ikinci sırasından seçimlere katılan Albayrak’ın, partisi, hükümeti kurduğu takdirde önemli bir bakanlığa getirilmesine, seçimler öncesinde kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak İşçi Partisi beklenen oyu alamadı ve koalisyona ikinci parti konumunda katılmak zorunda kaldı.

Bu arada, Albayrak adı, seçimler öncesinde ”Ermeni soykırım iddialarını kabul etti-etmedi” tartışmalarıyla basın tarafından da bir ölçüde yıpratıldı. Basın, hükümet kurma çalışmaları sürerken olası bakan isimleri üzerine yapılan yorumlarda Albayrak adını anmamaya özellikle özen gösterdi. Bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen Nebahat Albayrak, bir ilki başardı ve Hollanda?da ilk kez Türk kökenli biri olarak Devlet Sekreteri sıfatıyla kabinede görev alan kişi unvanını kazandı.

Dördüncü Balkenende kabinesinde dikkati çeken isimlerden biri de Camiel Eurlings. Avrupa Parlamentosunda Türkiye Raportörü olan ve Türkiye AB üyelik müzakere sürecinde Türkiye’ye yönelik eleştirileriyle sık sık gündeme gelen Eurlings, yeni hükümette Ulaştırma ve Su İşleri Bakanlığına atandı. Dışişleri Bakanlığına ise Hristiyan Demokrat Parti’nin Meclis Grup Başkanı Maxime Verhagen getirildi.

Partilerin bakan isimleri üzerinde anlaşmaya varması ve isimlerin açıklanmasından sonra, Jan Peter Balkenende Başbakan adayı sıfatıyla bugünden itibaren bütün bakan ve devlet sekreterlerini teker teker kabul ederek görüşecek ve daha sonra listeyi, Kraliçe Beatrix’e sunacak. Kraliçe’nin kabul etmesinden sonra bakanlar kurulunun tamamının resmi atanması ve göreve başlama işlemi tamamlanmış olacak.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=500105

Nebahat Albayrak kimdir?
Isçi Partisi (PvdA) Milletvekili Nebahat Albayrak yedi kardesten besincisi olarak 1968 yilinda Sivas’da dünyaya geldi. 1967 yilinda Hollanda’ya isçi olarak gelen babasinin ardindan 1970 yilinda bütün aile Rotterdam’a yerlesti. Ilk egitimini Afrikanderplein’deki simdiki Kocatepe Camisi’nin oldugu binadaki okulda bitirdi.


Yüksek ögrenimini Leiden Üniversitesi’nde Uluslararasi Hukuk ve Avrupa Birligi Hukuku alaninda tamamladi. Ögrenim döneminde 1 yil Ankara Hukuk Fakültesi’nde konuk ögrenci olarak bulundu. Ayni dönemde alti ay Türkiye’nin Avrupa Komisyonu Temsilciligi’nde stajyer olarak görev yapti. Bir sömestr de Paris’in ünlü Scine Po Siyasal Bilgiler Yüksek Okulu’nda ögrenci mübadelesi çerçevesinde egitim gördü. 5 yil Içisleri Bakanligi’nda Entegrasyon dairesinde Müstesarlikta çalisan N. Albayrak, 1998 seçimlerinde PvdA listesinden milletvekili seçildi. 2003 seçimlerinde aldigi yaklasik 67 bin tercihli oyla partisinin listesinde 4. siraya yerlesti. PvdAnin bir hükümet kurulmasi durumunda, adi en azindan bakan yardimcilari arasinda anilan Albayrak, su anda mecliste 40 üyesi olan Savunma Komisyonu Baskanligi’ni yürütüyor.

Nebahat’la siyaset disi: N. Albayrak, pul biberli, sumakli mantiya bayiliyor. Acili Adana kebabi, salgam suyu ya da Antep yemeklerini bulunca kaçirmiyor. Kendisi hamarat bir genç kiz olarak yetistirilmis. Annesinden manti, içli köfte, su böregi de dâhil yemek yapmayi ögrenmis. Örgü ve oya isleri de elinden geliyor. Elektrik, boya, badana gibi ev islerini yapmaya bayiliyor. Bu isler çok iyi takimlarim var diyen Albayrak, spor ve saglik için paten yapiyor. Bos zamanlarinda ailesiyle birlikte olmaya benim hobim diyor. En sevdigi renk; günes batimindan sonra ortaya çikan mavi. Ugur gibi seylere inanmiyor. O yüzden ugurlu sayisi da yok. Tüm müzik türlerini dinlemeyi seviyor. Sabahlari klasik müzik kanali olan Radyo 4’ün ile uyaniyor. En sevdigi Hollanda yemegi ise, Endonezya sofrasi (bunu söylediginde gülüyoruz). ‘Yüzüklerin Efendisi’ filminden çok etkilenmis. Lise yillarinda bütün ciltlerini okumustum ve kafamda hayal ettigim görüntüler vardi. Filmi izleyince saskinlikla, hayalimdekine çok yakin görüntülerin perdeye yansitildigini gördüm diyor. Nebahat Albayrak nisanlanmis. Özel hayatinin bu bölümü ile ilgili simdilik fazla konusmak istemiyor. Bu istegine saygi duyuyor, kendisini tebrik ediyor ve daha fazla soru sormuyorum. Ne derler? Allah sonunu hayir etsin.



Etiketler: , , ,

Yorumlar: Yorum (6) |