Görüntülenme: 11782

Rate this post

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Müthiş Türk Ordinaryüs Profesör Oktay Tabasaran

 20 Ocak 2009  Almanya'daki Türkler

Avusturya Lisesi mezunu. Üniversite tahsili için Almanya’ya gidiyor ve mühendislik okuyor. Orada kalmaya niyeti yok, ama işte kader ağlarını örüyor ve kalıyor. Dile kolay 52 sene! Ve orada, "katı atık ve çevre teknolojileri" konusunda harikalar yaratıyor.

Alanında, parmakla gösterilen bir uzman. Almanların müthiş saygı duyduğu bir isim. O kadar ki, "çevre biliminin maestro"su unvanını alıyor.

Alman Çevre Bakanı Klaus Topfer’in senelerce danışmanı oluyor.

Almanya’da da takdir edersiniz ki, bu işler, ahbap çavuş ilişkisiyle yürümüyor, gerçekten alanınızda bir numara olmanız gerekiyor. Böyle bir adam. Bunları, o anlatmıyor tabii, ben ders çalıştım, ona söyleyince, uzaklara bakıyor, sanki kendisinden söz etmiyormuşum gibi.

Alman bir karısı ve yarı Alman yarı Türk üç çocuğu var. Ve bir sürü çeyrek Türk torunu…

İşte bu şahane adam, bir süredir Stuttgart-İstanbul arası mekik dokuyor. Neden mi? İstanbul’da düzenlenen "Dünya Su Forumu’nun genel sekreteri olur musun?" demişler. O da "Tamam" demiş. "Sizinle mini bir röportaj yapabilir miyim? Bu forumun önemini anlamak istiyorum" deyince, bana da "Tamam" dedi. Bu röportaj, kahkahalar içinde yapıldı bilesiniz.

Dünya Su Forumu nedir? Ne işe yarar?
"Dünya Su Konseyi" diye sivil bir örgüt var. Bu örgütün 80 ülkede üyeleri var. İşte tüm bu üyeler, zaman zaman bir araya geliyor ve su konusunu, politikanın gündeminde tutuyor. 5. Dünya Su Forumu böyle bir şey. Dünyanın en büyük, en önemli suyla ilgili olayı. Önümüzdeki pazartesi, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi’nde başlayacak.

Biz neden kafayı suya takıyoruz? Ya da takmalıyız?
Çünkü dünya üzerinde yaşayan insan sayısı çoğalıyor. İnsan başına düşen su miktarı da azalıyor. İklim değişiyor. İklimin değişmesi, kurak olan yerleri daha kurak, sulak olan yerleri daha sulak yapıyor. Dünyada su ile ilgili büyük bir sorun başladı, önlem almamız gerekiyor.

Almazsak ne olur?
E kötü olur. Şu anda her gün 4 bin çocuk, doğru dürüst içme suyu bulamadığı için hastalanıp ölüyor. Senede 2 milyar insana temiz su ulaştıramıyoruz. 200 milyar insan her sene kötü su kullandığı için hastalanıyor.

Ben küçükken musluk suyu içerdik. Hálá musluk suyu içilen yerler var değil mi?
Birçok Avrupa ülkesinde içiliyor. İSKİ bize de "İçebilirsiniz" diyor ama ben şahsen içmiyorum. Kaçak olabilir, sızıntı olabilir. Ama İSKİ’nin İstanbul’un su problemini örnek bir şekilde çözmüş olduğunu da teslim etmek gerek. Su sorunlarının üstünden gelmek için teknolojiler var. Ama önemli olan politik kararların doğru verilip su için gerekli yatırımların yapılmasını sağlamak. Bu forum, bu yüzden de önemli. Dünyadan 23 devlet başkanı, bakan, politikacı, belediye başkanı, parlamenterler ve bilim adamı bu foruma davetli. Çoğu da geliyor. 192 ülkeden kayıt var. 500’ün üzerinde sunum yapılacak. Deklerasyonlar, mutabakatlar imzalanacak. Çok şey öğreneceğiz.

Su konusunda bizim durumumuz ne?
Türkiye bu açıdan orta halli bir ülke, çok fakir değil ama zengin de değil. Ne var ki nüfusu artıyor ama su artmıyor. İnsan başına düşen su miktarı her yıl azalıyor. Akıllı su politikaları üretmemiz şart.

Klaus Topfer’in 8 yıl danışmanlığını yaptınız. Almanya’da üniversite profesörü olabilmek için nasıl bir prosedürden geçiliyor?
Sistem bizdekinden biraz farklı. Bir kürsü mü boşaldı? İhale gibi bir şey açılıyor, müracaat ediyorsunuz. Bir komisyon kuruluyor, o komisyon inceleme yapıyor ve müracaat edenler arasından 6-7 kişiyi seçiyor. Mülakat yapıyorlar, 3’e indiriyorlar. Sonra ilgili bakan o 3 kişiyle tek tek sohbet ediyor, pazarlık ediyor ve nihayetinde birini seçiyor. Ben Almanya’nın eski Çevre Bakanı ve sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcılığı ve UNEP başkanlığı yapmış olan Klaus Topfer’le sonradan dost da oldum. Hatta Cunda’da bizim kooperatiften bir ev aldı. Yazları komşuyuz.

Su forumunun genel sekreteri olmanız istendiğinde tereddüt ettiniz mi?
Ettim. Haklı da çıktım. Almanya’da benim alıştığım çalışma sistemiyle Türkiye’deki sistem arasında fark var.

Bizimki size alaturka mı geldi!
Hayır öyle demek istemiyorum, fakat ilk zamanlar kalbim ağzımdaydı. Heyecandan ölmek üzereydim.

Neden?
Çünkü Türkiye’de bir sürü şey son anda hallediliyor. Ve inanılmaz bir şekilde de aksamadan yürüyor. Almanya’da mümkün değil böyle bir şey. Bu kadar insan çağıracaksınız, getireceksiniz… Bu forumda resmen mucizeler gerçekleşti. Düşünün, tüm dünyadan insanları davet ediyoruz, ama forumun gerçekleşeceği Kongre Merkezi hálá inşaat halinde, tuvaletler filan takılıyor. Ben çok telaş ediyordum yetişmeyecek diye. Etmemek gerekiyormuş, Türkiye’de daha geniş olmayı öğrendim.

Bu röportajı okuyanın, okuduktan sonra aklında kalması gereken şey ne?
Su çok önemli bir şey.

Sifonu, iki kere çiş yaptıktan sonra mı çekecekler mesela?
Yok hayır. Ama küçük iş için az su veren, büyük iş için çok su veren sifonlar var, onları kullanabilirler. Tarımda harcadığımız su ile ilgili yeni yöntemlerle daha çok üretip daha az su sarf etmeyi öğrenebiliriz. Su bilincinin gelişmesi gerekiyor, politikacıların da bu konuda yatırım yapmaları gerekiyor. Biz işte, bu bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Foruma normal vatandaşı da çekmek istiyoruz. Örneğin, "Vatandaşın şu evi" diye bir şey açtık. Su hakkında su nedir, ne değildir, nasıl tasarruf edilir vesaire tüm bunları öğrenebilecekleri ve eğlenebilecekleri bir yer var. Gelirlerse çok mutlu oluruz. Bir de çocuk forumumuz var ilgilenenlere duyurulur…



Etiketler: , ,

Yorumlar: Yorum (0) |