<?xml version="1.0" encoding="windows-1250"?>
<rss version="2.0">
<channel>
<title>Yurtdisindaki Gurbetci, Girisimci, Basarili, Turkler !!! </title>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php</link>
<description>Almanya, Hollanda, Ingiltere, Belcika, Fransa, Amerika, Cin, Rusya, Isvec, Isvicre, Yunanistan, Kanada, Avusturya Başarılı Muthis Türk lerin Hikaye ve Öykuleri, Turk Isadamlari, Turk Girisimciler, Avrupali Turkler</description>
<language>en</language><item>
<title> Nuri Yurt - Hollywoodta turk kuafor</title>
<description>- Image: http://image.ufoss.com/resimler/nuriyurtturkkuaforgossipgirldanismanturkkuafor.jpg -
George Bush'un, Gossip Girl'ün ve Hollywood'un saçını O TARIYOR...

Türk kuaför Nuri Yurt, Hollywood’da Gossip Girl dahil pek çok dizi ve filme danışmanlık yapmaya başladı. Yurt, Amerika’daki 3 kuaför salonunda 6 milyon dolar ciroya ulaştı.

Hürriyet gazetesinde Ceyhun Kuburlu'nun haberine göre; Eski ABD Başkanı George Bush’un eşi Laura Bush, ikizleri Jenna ile Barbara’nın da tercihi olan Türk kuaför Nuri Yurt, Hollywood’da Gossip Girl dahil pek çok dizi ve filme danışmanlık yapmaya başladı. Yurt, Amerika’daki 3 kuaför salonunda 6 milyon dolar ciroya ulaştı.

Eski ABD Başkanı George Bush’un eşi Laura Bush ve ikizleri Jenna ile Barbara’nın da saçlarını yaptırdığı Türk kuaför Nuri Yurt, Hollywood’a danışman oldu. Washington ve New York’taki “Toka” isimli kuaför salonlarının sahibi Nuri Yurt, “Başta Bush Ailesi olmak üzere, siyaset dünyası dışında Hollywood’daki bir çok önemli oyuncunun saçlarını da biz yapıyoruz. Oyuncuların kuaför salonlarımıza olan ilgisi senaristlerin ve film yapım şirketlerinin de dikkatini çekti. Şimdi Amerika’daki bir çok dizi ve filme saç stilisti olarak danışmanlık yapıyorum” dedi. Yurt, bu dizi ve filmler arasında ise Gossip Girl gibi son dönemlerde öne çıkan dizilerin de bulunduğuna dikkat çekti.

Karakterin son hali

Sinema ve dizi yapımlarındaki karakterlere saç stili belirlediklerinin altını çizen Nuri Yurt, şu bilgileri verdi: “Bazen film şirketleri bazen de oyuncular ve senaristler arcılığıyla film ve dizilere danışmanlık teklifi geliyor. Bu teklifleri değerlendirip kabul ediyorum. Sonra karakterler ve senaryo hakkında bilgi sahibi oluyorum. Sonunda senaryodaki karakterin saç sitiline karar verip son halini belirliyorum. Son dönemlerdeki en önemli proje Gossip Girl adlı televizyon dizisi oldu. Bu hizmetin bedeli ise oldukça yüksek. Çünkü ciddi çalışma yapmamız gerekiyor.”

6 milyon dolar ciro

New York ve Washington’daki kuaför salonlarının yıllık 6 milyon dolara yakın ciro yaptığını anlatan Nuri Yurt, şöyle konuştu: “New York Manhattan’da açtığım kuaför salonunun cirosu yılda 1 milyon doları geçti. Bu çevrede kriz nedeniyle bir çok salon kapanırken sektörde ayakta kalmayı başardık ve ciromuzu artırdık. Washington’daki 2 kuaför salonumuz ise çok büyük talep görüyor. Buraların yıllık cirosu ise 5 milyon doları buluyor. Son dönemlerde sayımız da artmaya başladı.”

Ekonomik krizin başladığı günlerde New York‘ta bir çok kuaför salonunun kapandığını vurgulayan Nuri Yurt, sektördeki son gelişmeleri şöyle değerlendirdi: “Ekonomik krizden önce New York’ta 1000 dolara saç kesimi yapan kuaför salonları vardı. Bu salonların çoğu krizde kapandı. Çünkü Manhattan’daki ünlü salonların müşterileri daha çok iş dünyasındandı. İşten çıkarmalar başlayınca bu insanlara hizmet veren salonlar kapandı.”

50 milyon dolarlık ‘Hair Academy’ye kriz engeli

Önümüzdeki dönemde kuaför salonlarına kalifiyeli eleman yetiştirmek için de bazı projeler geliştirdiklerinin altını çizen Nuri Yurt, çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi: “Amerika’da önümüzdeki dönemde bazı projeler geliştiriyoruz. Bu projeler arasında ‘Hair Academy’ de bulunuyor. Bunu krizden önce planlamıştık. 50 milyon dolarlık bir yatırım olacaktı. Ancak kriz nedeniyle bu projemizi ertelemek zorunda kaldık. Önümüzdeki dönemde bu projeyi hayata geçireceğimize inanıyorum. Böylelikle dünyanın dört bir yanından yetenekli saç stilistleri yetiştirebiliriz.”

Etiler’de 1 milyon dolar cirolu kuaför salonları var

Son dönemlerde Türkiye’de kadınların saç bakımına ayırdıkları paranın hızla yükseldiğini söyleyen Nuri Yurt, Türkiye’deki sektör hakkında şöyle konuştu: “Türkiye’de öyle kuaför salonları varki sanki New York’ta hizmet veriyorlar. Manhattan’daki kuaför salonlarının cirosunu yakalayanlar bile var. İstanbul Etiler’de 1 milyon dolar ciro yapan kuaför salonları var. Kadınlar artık saçlarına daha ço k zaman ayırıyor.” </description>
<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 09:06:52 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1269/</link>
</item>
<item>
<title>HİLMİ ÖZGÜÇ - Yahoo'ya kan veren müthiş Türk!</title>
<description>Amerika'da Türk iş adamı Hilmi Özgüç sahibi olduğu Maven Bilgisayar sistemi şirketi 160 milyon dolar karşılığında Yahoo'ya satıldı.

- Image: http://image.ufoss.com/resimler/hilmiozgucyahoo.jpg -
Bu ticari atılımla Yahoo Google'a karşı rekabet unsurlarını yeniden geliştirebilmek için kendi bünyesinde hazırlamış olduğu reklam tanıtımlarını gerçekleştirmek için 5 yıl içinde önemli bir noktaya gelen Maven Şirketi'ni satın aldı.

YAHOO’NUN KURTARICISI{test}

Yahoo’nun 70 kişinin çalıştığı bu firmayı satın alarak Google'ı yakalamayı hedeflediği belirtildi. Yahoo yetkilileri yaptıkları açıklamada, Google'ın kendilerini almak için yapmış oldukları 44 milyar dolarlık teklifi reddetmesi ve kendisini piyasada daha kuvvetli tutabilmesi için bu firmayı satın aldıklarını söylediler.

ÜNLÜ MÜŞTERİLER

Özgüç'ün sahip olduğu Maven şirketi ulusal ve büyük şirketlerle birlikte aralarında Amerika'dan Fox TV, CBS Sport ve Sony gibi kanalların bilgisayar alt yapılarını oluşturup ve geliştirmesini sağlıyor. Animasyon ve teknik alanda da hizmet veren bu şirketin Yahoo'ya katkı sağlayacağını belirten yetkililer en önemli rakipleri olan Google'ın karşısında büyük bir atılım yaptıklarını açıkladılar.

HİLMİ ÖZGÜÇ'ÜN BAŞARI ÖYKÜSÜ

Ankara'da doğan Hilmi Özgüç çocukluk günlerini Almanya'nın Bonn şehrinde geçirdi. Burada Amerikan okulunda eğitimini tamamlayan Özgüç 1985 yılında Boston Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun oldu. Japonya'da Mitsubishi firmasında çalışan Özgüç bu şirketin Kaliforniya kolunda birtakım etkinliklere katıldı. Çalışma bilgisini kendi şirketini kurma yolunda genişleten Özgüç 1998 yılında 30 milyon dolarlık şirketinin mali potansiyelini her yıl artırarak bugünlere geldi.</description>
<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 09:26:05 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1267/</link>
</item>
<item>
<title>Müthiş Türk Ordinaryüs Profesör Oktay Tabasaran</title>
<description>- Image: http://image.ufoss.com/resimler/oktay_tabasaran.jpg -
Bu, benim bir ordinaryüs profesörle ilk tanışmam. Hepsi bu kadar alçakgönüllü mü bilmiyorum. Ama Oktay Bey öyle.
Ve çok yakışıklı, çok janti...

Sadece &quot;su&quot; üzerine değil, bir sürü şey üzerine konuşmak isteyeceğiniz bir beyefendi. Önümüzdeki pazartesi başlayacak 5. Dünya Su Forumu'nun genel sekreteri. Yani her şeyi. Düzenleyicisi, kalbi, beyni...{test}

Avusturya Lisesi mezunu. Üniversite tahsili için Almanya'ya gidiyor ve mühendislik okuyor. Orada kalmaya niyeti yok, ama işte kader ağlarını örüyor ve kalıyor. Dile kolay 52 sene! Ve orada, &quot;katı atık ve çevre teknolojileri&quot; konusunda harikalar yaratıyor.

Alanında, parmakla gösterilen bir uzman. Almanların müthiş saygı duyduğu bir isim. O kadar ki, &quot;çevre biliminin maestro&quot;su unvanını alıyor.

Alman Çevre Bakanı Klaus Topfer'in senelerce danışmanı oluyor.

Almanya'da da takdir edersiniz ki, bu işler, ahbap çavuş ilişkisiyle yürümüyor, gerçekten alanınızda bir numara olmanız gerekiyor. Böyle bir adam. Bunları, o anlatmıyor tabii, ben ders çalıştım, ona söyleyince, uzaklara bakıyor, sanki kendisinden söz etmiyormuşum gibi.

Alman bir karısı ve yarı Alman yarı Türk üç çocuğu var. Ve bir sürü çeyrek Türk torunu...

İşte bu şahane adam, bir süredir Stuttgart-İstanbul arası mekik dokuyor. Neden mi? İstanbul'da düzenlenen &quot;Dünya Su Forumu'nun genel sekreteri olur musun?&quot; demişler. O da &quot;Tamam&quot; demiş. &quot;Sizinle mini bir röportaj yapabilir miyim? Bu forumun önemini anlamak istiyorum&quot; deyince, bana da &quot;Tamam&quot; dedi. Bu röportaj, kahkahalar içinde yapıldı bilesiniz.

Dünya Su Forumu nedir? Ne işe yarar?
&quot;Dünya Su Konseyi&quot; diye sivil bir örgüt var. Bu örgütün 80 ülkede üyeleri var. İşte tüm bu üyeler, zaman zaman bir araya geliyor ve su konusunu, politikanın gündeminde tutuyor. 5. Dünya Su Forumu böyle bir şey. Dünyanın en büyük, en önemli suyla ilgili olayı. Önümüzdeki pazartesi, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'nde başlayacak.

Biz neden kafayı suya takıyoruz? Ya da takmalıyız?
Çünkü dünya üzerinde yaşayan insan sayısı çoğalıyor. İnsan başına düşen su miktarı da azalıyor. İklim değişiyor. İklimin değişmesi, kurak olan yerleri daha kurak, sulak olan yerleri daha sulak yapıyor. Dünyada su ile ilgili büyük bir sorun başladı, önlem almamız gerekiyor.

Almazsak ne olur?
E kötü olur. Şu anda her gün 4 bin çocuk, doğru dürüst içme suyu bulamadığı için hastalanıp ölüyor. Senede 2 milyar insana temiz su ulaştıramıyoruz. 200 milyar insan her sene kötü su kullandığı için hastalanıyor.

Ben küçükken musluk suyu içerdik. Hálá musluk suyu içilen yerler var değil mi?
Birçok Avrupa ülkesinde içiliyor. İSKİ bize de &quot;İçebilirsiniz&quot; diyor ama ben şahsen içmiyorum. Kaçak olabilir, sızıntı olabilir. Ama İSKİ'nin İstanbul'un su problemini örnek bir şekilde çözmüş olduğunu da teslim etmek gerek. Su sorunlarının üstünden gelmek için teknolojiler var. Ama önemli olan politik kararların doğru verilip su için gerekli yatırımların yapılmasını sağlamak. Bu forum, bu yüzden de önemli. Dünyadan 23 devlet başkanı, bakan, politikacı, belediye başkanı, parlamenterler ve bilim adamı bu foruma davetli. Çoğu da geliyor. 192 ülkeden kayıt var. 500'ün üzerinde sunum yapılacak. Deklerasyonlar, mutabakatlar imzalanacak. Çok şey öğreneceğiz.

Su konusunda bizim durumumuz ne?
Türkiye bu açıdan orta halli bir ülke, çok fakir değil ama zengin de değil. Ne var ki nüfusu artıyor ama su artmıyor. İnsan başına düşen su miktarı her yıl azalıyor. Akıllı su politikaları üretmemiz şart.

Klaus Topfer'in 8 yıl danışmanlığını yaptınız. Almanya'da üniversite profesörü olabilmek için nasıl bir prosedürden geçiliyor?
Sistem bizdekinden biraz farklı. Bir kürsü mü boşaldı? İhale gibi bir şey açılıyor, müracaat ediyorsunuz. Bir komisyon kuruluyor, o komisyon inceleme yapıyor ve müracaat edenler arasından 6-7 kişiyi seçiyor. Mülakat yapıyorlar, 3'e indiriyorlar. Sonra ilgili bakan o 3 kişiyle tek tek sohbet ediyor, pazarlık ediyor ve nihayetinde birini seçiyor. Ben Almanya'nın eski Çevre Bakanı ve sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcılığı ve UNEP başkanlığı yapmış olan Klaus Topfer'le sonradan dost da oldum. Hatta Cunda'da bizim kooperatiften bir ev aldı. Yazları komşuyuz.

Su forumunun genel sekreteri olmanız istendiğinde tereddüt ettiniz mi?
Ettim. Haklı da çıktım. Almanya'da benim alıştığım çalışma sistemiyle Türkiye'deki sistem arasında fark var.

Bizimki size alaturka mı geldi!
Hayır öyle demek istemiyorum, fakat ilk zamanlar kalbim ağzımdaydı. Heyecandan ölmek üzereydim.
- Image: http://image.ufoss.com/resimler/oktay_tabasaran2.jpg -
Neden?
Çünkü Türkiye'de bir sürü şey son anda hallediliyor. Ve inanılmaz bir şekilde de aksamadan yürüyor. Almanya'da mümkün değil böyle bir şey. Bu kadar insan çağıracaksınız, getireceksiniz... Bu forumda resmen mucizeler gerçekleşti. Düşünün, tüm dünyadan insanları davet ediyoruz, ama forumun gerçekleşeceği Kongre Merkezi hálá inşaat halinde, tuvaletler filan takılıyor. Ben çok telaş ediyordum yetişmeyecek diye. Etmemek gerekiyormuş, Türkiye'de daha geniş olmayı öğrendim.

Bu röportajı okuyanın, okuduktan sonra aklında kalması gereken şey ne? 
Su çok önemli bir şey.

Sifonu, iki kere çiş yaptıktan sonra mı çekecekler mesela?
Yok hayır. Ama küçük iş için az su veren, büyük iş için çok su veren sifonlar var, onları kullanabilirler. Tarımda harcadığımız su ile ilgili yeni yöntemlerle daha çok üretip daha az su sarf etmeyi öğrenebiliriz. Su bilincinin gelişmesi gerekiyor, politikacıların da bu konuda yatırım yapmaları gerekiyor. Biz işte, bu bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Foruma normal vatandaşı da çekmek istiyoruz. Örneğin, &quot;Vatandaşın şu evi&quot; diye bir şey açtık. Su hakkında su nedir, ne değildir, nasıl tasarruf edilir vesaire tüm bunları öğrenebilecekleri ve eğlenebilecekleri bir yer var. Gelirlerse çok mutlu oluruz. Bir de çocuk forumumuz var ilgilenenlere duyurulur...</description>
<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 09:22:51 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1266/</link>
</item>
<item>
<title>Ceren Bagatar - Deprem Afetzedeler icin muthis Turk icadi</title>
<description>- Image: 450 -
Türk tasarımcı Ceren Bagatar, deprem ve sellerin vurduğu afet yerleri ile temiz su sıkıntısı çeken gelişmemiş bölgeler için 'Rescue Bottle' (Kurtarma Şişesi)'ni geliştirdi.

İsveç Umea Üniversitesi bünyesindeki Dizayn Enstitüsü'nde master öğrencisi olan Türk tasarımcı Ceren Bagatar, deprem ve sellerin vurduğu afet yerleri ile temiz su sıkıntısı çeken gelişmemiş bölgeler için 'Rescue Bottle' (Kurtarma Şişesi)'ni geliştirdi.

Kirli suyu her açıdan temiz hale getiren icat sayesinde, savaş alanları ile sel ve depremlerin meydana geldiği afet bölgelerinde, temiz su yokluğundan kaynaklanan hastalıkların yayılması engellenmiş olacak.

Kurtarma Şişesi'nin çalışması 'ters osmosis' prensibine dayanıyor. Su, özel bir zar aracılığıla daha yüksek yoğunluktaki bir bölgeden daha düşük yoğunluğa sahip bir bölgeye geçiyor. Buradaki özel zar, kirli sudaki gözle görülen ya da görülmeyen bütün katı, bozuk ve tehlikeli kısımları ayırıyor. Zarın öbür tarafında ise içilebilecek kalitede temiz su kalıyor. Sıradan bir filteden geçirilen ya da kaynatılan su, hala mikrop içerebilecekken, Kurtarma Şişesi'nde dönüştürülen su, tamamen mikroplardan arındırılmış olarak yeniden kullanıma sunuluyor.

Ceren Bagatar'ın buluşunun diğer bir kritik özelliği ise, kirli suyu temize dönüştürürken ishale neden olan maddeleri tamamen yok edebilmesi. Böylece arıtılmış sudaki 'besleyici' özellik daha da artıyor. Susuzluk yaşamış hastalarda, glukoz, sodyum klorür, potasyum klorür ve disodyüm hidrojen sitrat gibi maddeler, tedavinin gerçekleşmesi için vücuttan elimine edilir. Bağatar'ın geliştirdiği cihaz, kirli suyu temize dönüşütürürken bu maddeleri de imha ediyor. 'Eloktrolit' olarak da bilinen bu maddeler, su kıtlığının yaşandığı bölgelerde sıkça rastlanan akut ishal ve kolera vakalarında tedavi için vücuttan yok ediliyor.

ULAŞILMASI GÜÇ YERLERE KOLAYCA TAŞINABİLİYOR

Kurtarma Şişesi, bir şarj ömrü boyunca 500 mililitre suyu temizleyebiliyor. 15 şarj süresinden sonra 7,5 litre temiz, güvenli ve berrak su elde edilebiliyor.

Ceren Bagatar, Kurtarma Şişesi'nin mülteci kamplarında ve afet bölgelerindeki çadır kentlerde kullanımının çok kolay olduğunu, değişik ağızlıklarıyla beraber 20 - 50 dolar'a mal olabileceğini söyledi. Bagatar, Kurtarma Şişesi'nin ulaşılması güç bölgelere de kolaylıkla taşınabildiğini ifade etti.

İnternetteki bilim sitesi Softpedia'nın editörlerinden Florin Tibu, Kurtarma Şişesi'nin oldukça faydalı bir cihaz olarak dikkat çektiğini, mümkün olduğunca çabuk genel kullanıma başlanmasını ümit ettiğini kaydetti.

Ceren Bagatar'ın tasarımı, Mart ayında yapılan 'Küresel Su Krizine Çözüm' konulu Aspen Dizayn Yarışması'nda ilk 7'ye kaldı. Söz konusu yarışmaya 27 ülkeden 115 üniversite, 225 proje ile katılmıştı.

(CİHAN) </description>
<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 09:12:35 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1265/</link>
</item>
<item>
<title>Serdar Gözübüyük - Hollanda'da Türk hakemin başarısı</title>
<description>- Image: http://image.ufoss.com/resimler/serdagozubuyuk.jpg -
Hollanda Kraliyet Futbol Federasyonu'nun (KNVB) en genç profesyonel hakemi olan Türk kökenli Serdar Gözübüyük (24), kısa süre önce görev aldığı Hollanda Birinci Futbol Ligi'nde yönettiği maçlarla adından söz ettiriyor. 

Serdar Gözübüyük, KNVB'nin birinci lig hakemleri için düzenlediği eğitim çalışmalarına katılmak üzere geldiği Antalya'da, soruları yanıtladı.

Serdar Gözübüyük'ün, ülkedeki yabancı kökenliler arasından hakem olarak profesyonel ligde maç yönetecek konuma gelmesi ve başarılı maçlar çıkarması, federasyon yöneticilerinin dikkatinden kaçmadı ve ülkenin çok kültürlü toplumsal yapısına uygun olarak, kendisine yabancı gençleri bu alana çekmeyi özendirmek amacıyla ''rol model'' görevi de verildi.{test}

Federasyonun, bu konuda Hollanda Milli Futbol Takımı'ndaki yabancı kökenli oyuncular dikkate alındığında, ''çok kültürlülük gösteren yapısı neden hakemler arasında da olmasın'' düşüncesinden hareketle bu görevi kendisine verdiğini anlatan Serdar Gözübüyük, ''KNVB bana yabancıların hakem olmalarını teşvik görevi de verdi. Türklerden çok ilgi var. Türk gençler beni arayıp hakem olmak istediklerini bildiriyorlar'' dedi.

Serdar Gözübüyük, Hollanda'da profesyonel hakemliğe iki yıl önce adım attığını ve son 6 aydan bu yana da birinci lig takımlarının maçlarına çıktığını belirtti. Hollanda Birinci Ligi'nde maçları yöneten 24 kişilik profesyonel kadroda en genç hakem konumunda bulunduğunu vurgulayan Gözübüyük, ''Bugüne kadar Twente ve Herenveen'in maçlarını yönettim. Twente, Hollanda'da lig lideri. Benim yaşımdaki hakemler için bu çok iyi. Bu yıl sonuna kadar bir kaç maç daha yönetirim. Ancak gelecek yıl çok fazla birinci lig maçı yöneteceğime inanıyorum'' dedi.

Türkiye'deki lig maçlarını yakından takip ettiğini anlatan Gözübüyük, Türk futbolunu çok sevdiğini, Türkiye'de futbol fanatiklerinin çok olduğunu, taraftarların takımlarını ailesi gibi gördüğünü, Hollanda'da ise maçlardan sonra herkesin işine baktığını belirtti.

Türkiye'de her kesimden kişinin sıkça futbol konuştuğunu ifade eden Gözübüyük, şunları söyledi:
''Türkiye'deki futbol sevgisi beni çok mutlu ediyor. Hakem Cüneyt Çakır ile konuşmuştum. Türkiye'de şu anda çok genç hakemler var. Yeni kuşak süper bir şey. Hollanda'da da böyle. Genç hakemlere de maç verilmeli. Birinci ligde 17-18 yaşında genç oyuncular forma giyerken, neden genç hakemler maç yönetmesin? Artık 25-26 yaşındaki hakemler FIFA kokartı alıyor. Eskiden 35-36 yaşında alıyorlardı. Bu çok iyi bir şey. Eskiden Türkiye'de bir kaç iyi hakem vardı ama şimdiki kuşak çok iyi.''

HAKEMLER HEP ELEŞTİRİLECEK

Hakemlerin bütün ülkelerde eleştirildiğini, ancak Türkiye'de biraz daha yoğun eleştirilerin yapıldığı görüşünde olduğunu ifade eden Gözübüyük, şöyle devam etti:

''Hakemlerin eleştirilmesi konusu hiç değişmez, hep vardır. Hakemler, hem Türkiye'de hem de diğer ülkelerde devamlı eleştiriliyor, 10 yıl sonra da eleştirilecekler. Hakemler sadece Türkiye'de değil, her yerde eleştiriliyor. Eskiden maçlarda bir veya iki kamera vardı. Hakem hata yaptığında bir veya iki kez konuşulur ve olay kapanırdı. Şu anda her hata televizyonlarda gösteriliyor. Bu durum Türkiye'de fanatiklik derecesinde var. Hakem hatalarının televizyonlarda gösterilmesi iyi ama sadece hatalar değil, iyi yapılanlar da gösterilmeli. Hakem olmak kolay değil. Bu nedenle Türkiye'de hakem olmak çok zor. Artık Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) hakemlere sahip çıkıyor, onlara güven aşılıyor.''

TÜRKİYE'DE MAÇ YÖNETMEK İSTERİM

Türkiye'de de maç yönetmek istediğini belirten Serdar Gözübüyük, şöyle konuştu:

''Beni maç yönetmek için çağırırlarsa gelirim. Hollanda'ya Türk takımları geldiğinde hazırlık maçlarını yönetiyorum. Hakemlere güvenmek gerekir. İtalyan Collina, Avrupa'da bütün süper maçları yönetti ama kendi ülkesinde hatalar yaptığı için istenmiyordu. Hollanda ile Belçika arasında anlaşma yapıldı. Hakemler hem Hollanda'da hem de Belçika'da maç yönetiyor. Bu çok iyi oluyor. Başka ülkede maç yönetmek çok iyi. Belçika maçlarını yönetiyoruz. Türkiye ile Hollanda arasında da böyle bir anlaşma yapılabilir. Bu sayede Türk hakemleri de Hollanda'da maç yönetebilir.'' 


http://www.sabah.com.tr/Spor/2010/01/09/hollandada_turk_hakemin_basarisi</description>
<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 04:09:21 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1262/</link>
</item>
<item>
<title>Microsoft'un Merkezinde Staj Yapan Türk - Ayşe Tosun</title>
<description>- Image: http://static.shiftdelete.net/img/article/ay1261992583.jpg -
Stajyer konusunda dünyanın en zorlu departmanlarından Microsoft Research Center'a ilk kez bir Türk öğrenci kabul edildi. Bakın, stajyer üstlerini nasılda etkiledi.
Ünlü yazılım firması Microsoft, her yıl 9.5 milyon dolarlık bir bütçeyi AR-GE (Araştırma Geliştirme) grupları için ayırıyor. Bu sayede, şirket dünya çapında araştırma konusunda en çok yatırım yapan firmalardan biri. Proje kapsamında firma, dünyanın 6 şehrinde kurduğu araştırma merkezlerinde, başarılı bulduğu öğrencilere eğitim ve staj da veriyor.
Microsoft tarihinde ise ilk kez, bir Türk öğrenci proje kapsamında seçilip, firmanın ana merkezinde staj yapma hakkı kazandı. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Softlab Araştırma Laboratuvarı'nda doktora yapan, Ayşe Tosun 5 haftalık stajı için firmanın İngiltere, Cambridge'de bulunan ana merkezine davet edildi.
- Image: http://static.shiftdelete.net/img/article/2264928781_5c9d0e0fd11261992397.jpg -
Microsoft stajyerlerini uzun araştırmalar sonucunda seçiyor
Microsoft Research Center adlı bu departmanda, 46 farklı araştırma grubunda çalışan 800 uzman bulunuyor. Türk öğrenciyse, bu birimler arasında toplam 6 araştırmanın yürütüldüğü Yazılım Güvenilirliği (Software Reliability) departmanında görev aldı.{test}
Kritik bir hatanın düzeltilmesinde yardımcı oldu
Ayşe Tosun'un stajı sırasında içinde bulunduğu proje tamamlanamadı. Ancak, üstleri Türk öğrencinin performansından memnun oldukları için görevi bitmesine rağmen, onunla bilgileri paylaşmayı devam etme kararı aldılar. Tosun, bu tecrübenin hem doktorası hem de gelecekteki kariyeri için büyük bir şans olduğunu söyledi.

Ayşe Tosun'un performansı üstleri tarafından çok beğenildi
5 hafta gibi kısa bir sürede orada bulunmasına rağmen, doktora öğrencisi yazılım konusunda birçok yeni dil ve bilgi öğrenmeyi başarmış. Anlaşılan firma, stajeriyle bağlantısını koparmayı hiç düşünmüyor. Microsoft, hala devam eden bazı projelerine uzaktan yardımda bulunması için Ayşe Tosun'a teklif götürdü. Öğrencinin stajı sırasında, içinde bulunduğu grup bir programın üzerinde çalışıyorlardı.
Ancak yazılımda ortaya çıkan üç kritik hata nedeniyle, Tosun'un stajı oldukça hareketli geçti. Doktora öğrencisi, Microsoft çalışanlarına bu hataların düzetilmesi konusunda yardımda bulundu. Microsoft'un araştırma merkezi stajyer alımı konusunda çok sıkı kurallara sahip bir departman. 2005'den bu yana, bu merkezde sadece 6 doktora öğrencisi ve 1 doktora sonrası stajyer çalışabildi.
:: Türk öğrencinin bu başarısıyla gurur duydunuz mu? Onun yerinde olmak ister miydiniz?
Yazan: Cem Süer
SDN - http://shiftdelete.net</description>
<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 04:22:44 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1256/</link>
</item>
<item>
<title>Türk kızı Sinem Saniye ABD yi fethetti..</title>
<description>- Image: http://www.turksinentertainment.com/users/photos/thumbs/user116.jpg -
ABD’DE yaşayan Türk sanatçı Sinem Saniye’nin “Are We in Love” şarkısı Amerika’da milyonlarca seyirciye ulaşan Indi Music TV ’nin yarışmasında birinci oldu.

Finale kalan 4 şarkıdan biri olan, Yunanlı Phoenix Reigin grubunun “Constantinepole 1453” isimli Türkleri karalayan, politik şarkısına karşı uzun süre başa baş yarışan Sinem, dünyanın dört bir tarafından gelen Türklerin oylarıyla Yunanlı rakibine büyük fark attı. Türkiye saatiyle 19.00 ’da sona eren oylamanın ardından Sinem ’in, yarışmada oyların yüzde 72 ’sini, Yunanlı grubun oylarının ise yüzde 22’de kaldığı öğrenildi.
{test}
---------------------------------------------------------------------
- Image: http://www.turkei.net/images/news/21393.jpg -
Sinem Saniye zirveyi zorluyor

20 Şubat 2008 Çarşamba 01:10
Sinem Saniye Billboard Dünya Beste yarışmasında ikinci oldu.
Türk kızı Sinem Saniye her yıl binlerce kişinin katıldığı Billboard Dünya Beste yarışmasında ikinciliği kazanınca Amerikalı müzik otoritelerinin gözdesi haline geldi. 

ÜNLÜLERLE BİRLİKTE 

Billboard’un ABD’deki plak şirketlerine ve en büyük radyo ve TV kuruluşlarına gönderilecek olan yeni starlar CD’sinde, Sinem, &quot;Boom Sheke Nana&quot; isimli şarkısı ile yer alacak. Sinem’in Billboard Dünya Beste yarışmasında aldığı ikincilik ödülü, Branson şehrinde düzenlenecek olan ödül töreninde verilecek. Müzik dünyasının ünlü simalarının da yer alacağı ödül töreninin heyecanını yaşayan Sinem, &quot;Yarışmaya dünyanın her köşesinden binlerce kişi katılıyor. Benim parçam, diğer kazanan parçalar ile birlikte bir CD'ye konacak, Amerika’daki en tanınan radyo, TV ve plak şirketlerine gönderilecek&quot; dedi. 

HER GÜN TEKLİF GELİYOR 

Shakira ve Madonna gibi dünya yıldızlarıyla çalışan Fransız prodüktör Henri Scars Struck ile birlikte çalışan Sinem neredeyse her gün konser ve radyo programları için teklif aldığını da sözlerine ekledi. / haberturk
- Image: http://farm4.static.flickr.com/3344/3346399302_3b3c3454ac_m.jpg -</description>
<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 04:15:09 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1255/</link>
</item>
<item>
<title>Almanya'nın Bremen kentinin en yakışıklısı Mete Kaan Yaman, en güzel'i Bilge Bolat</title>
<description>- Image: http://img526.imageshack.us/img526/9606/metekaanyamanbilgebolat.jpg -
Almanya`nın Bremen eyaletinde düzenlenen Miss Bremen 2009 ile Mister Bremen 2009 müsabakasında iki Türk genci Bilge Bolat (19) ile Mete Kaan Yaman (22) birinci oldu. Bremen`de Türklerin yoğun yaşadığı Gröpelingen semtindeki Waterfront alışveriş merkesinde düzenlenen yarışmada eyaletin en güzel kızı Bilge Bolat, en yakışıklı erkeği ise Mete Kaan Yaman seçildi. {test}

13 güzel kız ve 12 yakışıklı gençlerin yarıştığı ve rekabetin büyük olduğu müsabakada Bremen güzeli seçilen öğrenci Bilge Bolat, Birinci olduğum için çok heyecanlı ve sevinçliyim.Elbette eğitimimi sürdüreceğim dedi. Bremen`in en yakışıklısı seçilen öğrenci Mete Kaan Yaman ise, Bremen`in en yakışıklısı seçileceğimi düşünmemiştim. 

Elbette ünvanımın tadını çıkartacağım dedi. Yerel basının da ilgi odağı olan ve onları çok daha heyecanlı günler bekleyen gençlerimiz, Bremen Güzelleri olarak Almanya güzellik yarışmasında da yer alacak. [Gülsüm Tan]</description>
<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 09:34:51 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1254/</link>
</item>
<item>
<title>M Kutlukhan Perker - New York u Gulduren Turk Karikaturist</title>
<description>*NY Times'ın Türk çizeri karikatür oscarına aday*
- Image: http://www.hurriyet.com.tr/_np/6300/9416300.jpg -

M.K. Perker imzası daha önce belki de gözünüze ilişmiştir ama muhtemelen bu imzanın bir Türk’e ait olduğunu düşünmemişsinizdir.

M K Perker fotoğrafları ve karikatürleri - FOTO GALERİ
 
Cairo isimli çizgi romanı Amerika’da büyük ilgi toplayan Türk çizer Kutlukhan Perker, Türkiye’de karikatürist olarak çalışmasının ardından Amerika’nın yolunu tutuyor. 16 yaşında çizmeye başlayan Perker,  genç yeteneklerin keşfedildiği bir çizgi roman fuarında keşfediliyor. Ardından da çorap söküğü gibi gelen başarı basamaklarını çıkıyor.
 
New York Times’a, Wall Street Journal’a çizimler yapan M.K. Perker, aynı zamanda Amerika’da kendi çizgi roman dergisini çıkartıyor ve bir yandan da ülkesini unutmadan Türkiye’de belli yerlerde çizimler yapıyor. Çizgi roman dünyasının Oscar’ı olarak kabul edilen Eisner’a aday oldu. Biz ona mizahçı mı yoksa çizgi roman yazarı mısınız diye sorduğumuzda “illustrator” olarak tanımlamayı tercih ettiğini söylüyor.
 
Şu anda Amerika’da olan Kutlukhan Perker ile Türkiye’den Amerika’ya uzanan yolculuğundan, çizim dünyası ve kariyerinden konuştuk.{test}
 
“Mizah dergileri, çizgi roman yayinlari ve gazeteler de çok farkli işler yaptim ve yapiyorum, tek kare karikatürden çizgi roman albümlerine ya da makale illustrasyonlarindan dergi kapaklarina kadar. 'Illustrator' tum bunlari kapsiyor ve ifade ediyor.”
 
“REKLAMDA OYNAYAN ÜNLÜ OLUYOR”
 
Amerika'da artık tanınmış bir isimsiniz. NY Times'da çizdiniz, Air isimli bir dergiyi de ortağınız G. Willow Wilson ile birlikte sürdürüyorsunuz ama biz sizin bu başarılarınızı fazla da bilmiyoruz. Bunun nedeni ne sizce?
 
“Evet Amerika'da tanınıyorum ama Amerika'da tanınmış olmakla Türkiye'de tanınmış olmak arasinda çok fark var. Türkiye'de bir banka reklamında oynayan insan ertesi gün ünlü oluyor ve kendisiyle röportajlar yapılıyor. Amerika'da bu, sizin içinde bulunduğunuz sektör ve o sektörün takipçileri tarafından tanınmak olarak açıklanabilir. Ancak müzik ya da sinema gibi cok fazla insana hitap eden bir dalda çalışmıyorsanız Türkiye'deki gibi ünlü olmanız biraz zor. Benim ABD'de yaptigim işlerin Türkiye'de yeterince bilinmediği  ya da ses getirmedigi konusuna gelince herkes, sağolsunlar, elinden geldiğince benim yaptigim işleri kamuoyuna duyurmaya gayret gösteriyor bence.”
 
 
Buse ÖZEL'İN röportajı

Türkiye'den New York'a gittiniz ve yeni yeteneklerin keşfedildiği bir çizgi roman fuarında keşfedildiniz. Bu süreç nasıl gerçekleşti?
 
“Ben de ABD'ye gelen tüm yabancı çizerler ya da ABD'li yeni çizerler gibi elimde portfolyomla tüm yayıncı ve gazeteleri dolaştim ve öyle çizmeye başladım. Buraya geldiğimde kimseyi tanımıyordum. Ancak ABD'de olmanın avantaji zaten bu. Siz yeteneğinizle kabul görüyorsunuz. Kimseye özel bir uygulama zaten yok. Türkiye'deki gibi ilişkiler içiçe geçmiş olmadığından her şey liyakata gore yapılabiliyor. Bugün ABD'de çok sayida Latin çizerin varolmasinin nedeni de bu. Yani hiç bir Amerikalı çizer aile, dostluk ya da geçmişteki iş ilişkilerini kullanarak yeni gelen ve kendinden daha iyi bir çizerin önüne geçemiyor. Ben de  New York Times'dan New Yorker'a, Wall Street Journal'dan Mad'e, Heavy Metal'den DC Comics'e kadar, Amerika'da cizdigim tum yayin ve kurumlarda boyle cizmeye basladim. Tipki yillar once kucuk bir cocukken ilk kez portfolyomu Oğuz Aral'a götürdüğüm gün gibi. Oğuz Aral'da insanlari yetenekleriyle degerlendirebilen bir editördü.”
 
 
KARİKATÜR OSCARINA ADAY OLDU
 
Kutlukhan Perker halen daha Türkiye’de de çizimler yapıyor. Elif Şafak’ın köşesine de ayrıca illüstrasyonları ile eşlik ediyor… Ayrıca bu yıl önemli bir başarıya daha imza attı. Karikatür dünyasının Oscar’ı olarak bilinen, bu alanda en önemli ödül sayılan Eisner’a aday oldu. Ayrıca birçok kitabı Amerika’da bestseller oldu ve listelerde üst sıraya çıktı.
 
Başarıya doydu mu yoksa daha gidecek çok yolum var mı diye düşünüyor merak ettik. Bunu bir sonuç mu yoksa adım olarak mı gördüğünü soruyorum ve net bir dille adım olarak gördüğünü söylüyor. “Hayat devam ediyor ben de bildiğim yolda ilerlemeye devam ediyorum” diyor. Gelecek planlarını sorduğumda ise “Henüz 37 yaşındayım ve yarın ölsem arkamda ciddi bir kariyer ve külliyat birakmış olurum. Amacım önümüzdeki yıllarda aynı çizgiyi sürdürmektir” şeklinde yanıtlıyor.
 
 
Sizinle alakalı bir yazıda &quot;Kutlukhan New York gibi bir kentte, kalemi ile çize çize, yani adeta tırnaklarıyla kazıya kazıya geldi.&quot; deniliyordu. Siz bu süreci kendiniz için nasıl tanımlıyorsunuz. Hiç pes etmek istediğiniz, Türkiye'ye geri dönmek istediğiniz zamanlar oldu mu?
 
Hayır hiç olmadı. Benim kendime güvenim her zaman tamdı. Bir de iyi bir vizyona sahip olduğumu düşünüyorum. Hem kendimle ilgili hem de diğer çizerlerle ilgili varsayımlarim ve öngörülerim genellikle doğru çıkar. ABD'ye gelmeden önce çalıştığım gazetedeki insanlar 6 ay sonra bu macerayı tamamlayıp geri döneceğimi söylüyorlardı. Ben Ekim 2001’de New York'a geldim ve Aralık 2001’de New York Times'la kontrat imzaladim. Su an 2010'a girmek üzereyiz.
 

 
“ÇİZGİ ROMANA BAKIŞ TÜRKİYE’DE ZAYIF”
 
Peki bir gün dönüp işinize burada devam etmeyi düşünüyor musunuz?
 
Türkiye’ye dönmeyi düşünüyorum ama bu ABD ya da Avrupa'ya iş yapmayı bırakacağım anlamına gelmiyor. Artık belli bir eşiği geçtim ve dünyanın neresinde olursam olayım yurt dışına çizmeye devam ederim. Türkiye’ye dönmem sadece adres değişikliği olacaktır.
 
Türkiye'de mizaha ve çizgi romanlara olan bakışı nasıl buluyorsunuz?
 
Mizah anlayışımız ve mizah dergiciliğimiz çok güçlü ama çizgi roman konusunun nispeten daha zayıf olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’den beğendiğim ve takip ettiğim isimler ise  Kemal Aratan, Bülent Arabacıoğlu, Kenan Yarar, Emirhan Perker, Bariş Kesoğlu.
 
Türk basınında malum son zamanlarda en çok muhalefet edenler karikatüristler. Sizce bir karikatürcü aynı zamanda gazeteci midir yoksa sadece kurgulanmış şeyler mi çizmelidir?
 
Mizah dergilerindeki siyasi karikatürlerin bulunduğu sayfalar, ki bunlar genellikle kapak, 2. ve 3. sayfa ve bazen de orta sayfadır, gazeteciliğe daha yakın bir zihniyetle hazırlanır. Diğer sayfalar daha kreatif bir yaklaşıma müsaade etse de güncelliğin periyodik bir yayinda önemi göz önünde tutularak, ülkede yaşanan olaylar, sorunlar ya da günlük dile her zaman paralel bir gidişatta üretilir. Yani gazetecilik refleksleri bir mizah dergisinde mutlaka vardir.
- Image: http://medya.todayszaman.com/uszaman/2009/02/25/perker.jpg -- Image: http://w10.gazetevatan.com/pics/gulumsefoto/13757_101_1.jpg -
</description>
<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 10:08:45 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1251/</link>
</item>
<item>
<title>Muammer Özkul - BMW deki Türk mühendisin başarısı</title>
<description>- Image: http://www.hurriyet.de/_img/i/r/news/2408/2020461_230x230.jpg -
BMW’de mühendis olarak çalışan Muammer Özkul, geliştirdiği cihaz ile daha önce beş dakikada yapılan işlemi, bir dakikaya indirmeyi başardı.

  BMW Otomobil Fabikası’nın ERGE bölümünde mühendis olarak görev yapan Muammer Özkul, bulduğu sistemle hem doktora çalışması yaptı, hem de BMW üretimine büyük katkı sağladı. Muammer Özkul doktora diplomasını üniversite hocası Prof. Dr. Thomas Wunderlichi elinden aldı. Özkul’u bu mutlu gününde Senem Özkul yalnız bırakmadı. {test}ALMANYA’nın otomobil devi BMW’de mühendis olarak çalışan Muammer Özkul, geliştirdiği bilgisayar denetimli optik kontrol cihazı ile daha önce beş dakikada yapılan işlemi, bir dakikaya indirmeyi sağladı. Kaporta üretiminde çığır açan buluşuyla BMW’ye milyonlaca Euro tasarruf sağlayan Özkul, şirkette el üstünde tutuluyor. 31 yaşındaki Nazilli doğumlu Özkul, BMW Group-Münih’te Araştırma ve Geliştirme Bölümü’nde endüstriyel ölçmeler alanında çalışıyor. Hataları tespit etmenin sensor optik yöntemle yapılmasının daha verimli olacağını düşünen Özkul, “Otomobilin üretim aşamasında yüzey kaliteyi artıracak sistem” konulu doktora çalışmasını başarıyla hayata geçirdi.
Yeni optik kontrol
Tasarlanan yeni kontrol cihazı BMW otomobillerinin üretiminde devreye sokuldu. Özkul “Yeni sistemle sadece üretimin ilk aşamasındaki yüzeysel hatalar bulunmuyor; bu hataların arabanın en son aşamasında devam edip etmeyeceğı önceden tespit ediliyor. Normalde bantta çalışan bir kişinin beş dakikada yaptığı değerlendirme süresi bir dakikaya düştü&quot; dedi.
</description>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 04:54:36 -0600</pubDate>
<link>http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/1243/</link>
</item>
</channel></rss>